İçecekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İçecekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Üzüm Kompostosu


İster yaz olsun ister kış meyvelerle yapılan şerbetler, komposto ve hoşafları çok severiz. Özellikle makarna ve bulgur pilavının yanında bayılırım. Başka kültürlerde de bu lezzetler varmı bilmiyorum ama bana hep Anadolumu hatırlatır. Kanaati, bereketi simgeler. 

Kışın genelde kuru meyvelerle hoşaf yapsamda yazın tazecik üzümleri görünce misket gibi ne tatlı komposto olur bunlardan dedim ve yaptım.

Malzemeler:
  • 1 çorba kasesi dolusu üzüm taneleri
  • 1 çay fincanı şeker
  • 2 lt kadar su
  • 1 çorba kaşığı bal
  • 1 adet çubuk tarçın
Yapılışı:

Üzümler sap ve çöplerinden ayıklayıp yıkanır.

Diğer tarafta bir tencereye 2 lt ye yakın su, 1 çay fincanı şeker ve çubuk tarçın ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Şerbetimiz kaynayınca üzümler eklenerek yumuşayana dek pişirilir. 

Daha sonra ocaktan alınarak tadına bakılır ve bir çorba kaşığı bal ilave edilerek karıştırılır ve soğumaya bırakılır. 

Ben genelde şerbet ve kompostolara bir kaşık bal ilave ediyorum. Böyle aroması daha hoş oluyor hem de sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Size de tavsiye ederim. 
Afiyet Olsun.



20 Ocak 2016 Çarşamba

Kınalı Çay


İnstagram, Facebook, Twitter derken Blogumu epeydir ihmal ettim :( farkındayım.  Telefondan resim çekip anında paylaşım yapabileceğimiz sosyal medya unsurları blogumla aramı açtı :(

Oysa blogum benim paylaşım alanında ilk göz ağrım, ilk heyecanımdı. İlk açtığımda nasıl da bir heyecanla yemeklerimi yapıp kötü bir telefonla resimleyip burada paylaşmak için sabırsızlanıyordum :))

Bugün, buradan, daha sık paylaşımlar yapma isteğimle çocukluğundan kalma güzel bir anımı sizlerle paylaşmak istedim.

Bir de şunu eklemek istiyorum. Evet burası bir yemek bloğu ama bazen sizlerle yemek dışında paylaşmak istediğim anı, hatıra, yaşanmışlıklar içeren paylaşımlar da yapmak istiyorum.

Mesela KINALI ÇAY da bunlardan biri...

Rahmetli dedemden daha önce ki bir yazımda bahsetmiştim. Misafiri çok sevdiğinden de... Tek çocuk olduğundan da... İşte bu sebeple dedem çocukları da bir ayrı severdi. Çocukları eğlendirmek için onlara vakit ayırırdı, biz torunlarına da ayrı bir sevgi beslerdi, hep etrafında olalım, yiyelim, içelim, gülelim isterdi. 

Biz küçükken kahvaltıda olsun, gün içinde içtiğimiz çaylarda olsun. "Dur bak ben sana ne yapacam... dur hele bak şimdi " der. :)) Çay bardağının yarısına kadar sıcak  suyu doldurur, bir kaşık şeker ilave edip karıştırır sonra bir eline çay kaşığını tutar diğer elinde de çayın demini şekerli suyun üzerine yavaş yavaş dökerek bize KINALI ÇAY yapardı. Bir yandan da gözü bizde hayretle bakışımızı izler, keyiflenir. "Yaaaa.... bak işte... ne şimdi bu biliyon mu sen? Kınalı çay bu, kınalı çay" derdi. :)) Gerçekten de çayın altının başka, üstünün başka olduğunu,  alttaki şekerli suya çayın karışmadığını görmek çocuk aklıyla bizde büyük bir şaşkınlık, sevinç, mutluluk yaşatırdı. :)  Üstteki kırmızı demi ellerimize yaktığımız kınayla özdeşleştirir ayrı bir haz alırdık. İşin garibi dedem bunu her gün yapsa da biz her seferinde yeni görüyormuş gibi aynı sevinç ve heyecanı yaşardık. :))

Bugün çocukluğumdan kalma bu hatıram gözlerimin önünden geçti, kalktım kendime bir "kınalı çay" yaptım, inanın aynı sevinci yaşadım :) sizlerle de paylaşıyım istedim. Bir de çocukken ne de küçük şeylerle mutlu olduğumuzu, bir çayın bile bizi mutlu edebildiğini... oysa günümüzde elimizde onca nimet varken bunun şükründe olmayışımızı farkettim :( 

Hepimizin güzel anılar yaşamamız ve yaşatmamız ve herşeyden önemlisi küçük şeylerle mutlu olmayı bilmemiz, kısacası mutluluğu uzaklarda aramayıp, elimizdekilerin farkında olmamız ve bunları şükür sebeplerimiz olduğunu bilmemiz dileğiyle selam ve sevgiler...



3 Nisan 2015 Cuma

Sütlü Kahve Hikayesi...


Küçük yaşta yetim kalmış bir şehit çocuğuydu dedem :(  Babası harpte şehit düştüğünde henüz beş yaşındaymış, zamanın zor şartlarında dul kalan annesi evlenince O, küçücük yaşta gurbetle tanışmış :( Dedem ilk olarak devlet himayesinde Ankara'da yatılı bir okula yerleştirilmiş diğer şehit yetimleri gibi :( ancak daha sonra devletin imkanları elvermeyince okul kapatılmış ve minik yetim yavrular da memleketlerine geri gönderilmiş bu esnada dedem bir süre Ankara'da dayısında kalmış sonra Ankara'nın eski yerlilerinden Solfasıl'lı esnaf bir aile yetiştirmek üzere dedemi himayelerine almış, kısa bir süre de onların yanında kalsa da ana hasreti ağır basmış memlekete geri dönmüş ... sonra rüzgar nereye eserse... lokmasını nerede bulduysa orada geçirmiş gününü dedem :( 
Aynı babadan başka kardeşi yokmuş :( daha sonra kardeşleri olsa da yetimliğin ve tek çocuk olmanın yalnızlığını hep hisseder zaman zaman da dile getirirdi... '' ben tek çocuktum, çok yalnızlık çektim onun için 'bir olsunlar' 'birlik olsunlar' diye yedi tane çocuk yaptık'' derdi, biraz da hüzün ve serzenişle... ardından da ''offf... offf... iyimi ettik kötümü ettik bilmiyorum'' demeden bitirmezdi lafını :( 

Geçmişteki yalnızlık duygusunu bastırmak istediğinden miydi yoksa Anadolu insanı olmanın verdiği bir misafirperverlik miydi bilemiyorum rahmetli dedem misafiri çok severdi :) muhitin eskilerinden olması sebebiyle ahbabı, eşi , dostu , tanıdığı  pek çoktu :) ''Boyacı Yusuf'' dedin mi tanımayan olmazdı dedemi :) Mahallenin hemen başında, sokağın köşesinde olan evlerinde daima balkonda ya da bahçede, mevsim kış ise camın önünde oturur yoldan gelip geçen ahbaplarına 'gelin bi sütlü kahve içelim' diye seslenirdi :) adeta zorla yolundan çevirirdi insanları :)))
Gelen giden hiç eksik olmazdı evlerinden :) Zaten başka şansları da yoktu :)) Boyacı Yusuf ısrarla davet etmişti bir kere :) Bunların arasında benim hatırladığım Sütçü Emine teyze, Hacıbektaşlı İbrahim amca ve hanımı Latife Teyze, ismini bilmediğim 'Savcı' amca, Kürt Melek denilen Sivas Zara'lı Melek teyze en sık gelenlerdendi... şimdi nereden de aklıma geldiler bilemiyorum ama galiba Rahmet istediler....bildiğim kadarıyla hepsi Allah'ın Rahmetine kavuştular :(

Neyse... :(  anılarıma devam ediyim :)

Dedem tüm içtenliğiyle ve adeta tüm mahalle sesini duyarcasına ahbaplarını sokağın başında görür görmez yerinden kalkar, kendini göstermek için de elini hatta tüm bedenini sallayarak :)))) ''hoooooo ... filanca ( Ahmet, Mehmet... ismi her ne ise ) diye seslenir :))) gel bi sütlü kahve içelim derdi :) Olumlu cevap aldıysa sevinçle içeri döner, sesini tüm mahalle duymasına rağmen, sanki babannem duymamış gibi :)) ''Nevriye falanca geçiyodu, gel bi sütlü kahve içelim dedim,. geliyo, sen kahveyi hazırla'' derdi :))) babannem de dedem gibi misafiri çok sevse de bazen ev hali... yetiştirmesi gereken  yemekti.. bulaşıktı..vs. işleri olduğunda kızar :)) dedeme belli etmemeye çalışır ama arkasından gizli gizli söylenir dururdu :))) ''yahu bu adam da her geçeni yoldan zorunan çeviriyo, bırak gitsin nereye gidicağse... hiç ev de işmi var güç mü var diye düşünmüyo'' derdi :)) Amaaa misafir de kapıdan içeri girince hemen yüzünde güller açar, sanki kırk yıllık yoldan beklediği bir misafirmiş gibi hürmet ederdi :) 

Davetine icabet edenler için babannemle hemen mutfağa girer sütlü kahvelerini hazırlardık Babannem her seferinde sanki o eve ilk defa o gün gelmişim gibi bana kahvenin, cezvenin, bardakların yerini tarif eder, gülerek ''babanne biliyorum'' diyince de '' hee canım bilmez değilsin ya söylüyom işte'' der kendide gülerdi :))) Sonra duramaz, sütlü kahveyi sanki ilk defa o gün yapıyormuşum gibi tarif ederdi :)))) ''kahveyi az koy gurban olduğum'' derdi :)) Ocağın altını da iyice kıs, usul usul pişsin, öyle iyi olur derdi :))) O zamanlar kahveye kıyamadığını düşünürdüm  taaaa ki kendime şöyle bol kahveli bir sütlü kahve yapıyım diyip de 1 bardak süte 1 çorba kaşığı kahve ilave edene kadar... Meğer babannem haklıymış Sütlü kahveye konulan kahve Türk Kahvesi olduğundan çay kaşığının ucuyla koymak kafiymiş.

Bu arada sütlü kahveyi ince belli çay bardağında ikram ederdik...
Öylesi kararında ve şık olanıydı ...Çoğu zaman vitrindeki nadide parçalar çıkarılır :) ''gızım bi bak, bardağın kırığı neyi olur, adamların ağzına batar da ayıp olur'' derdi rahmetli... :))) 
Elinden geldiğince sütlü kahveyi yalnız ikram etmemeye çalışır, kahve pişerken bir yandan dolapların kıyısını bucağını kurcalar :)))  özenle diktiği bez torbalarını üşenmeden tek tek açar, daha önceden misafir için kenara köşeye sakladığı lokum, fındık, fıstık, yemiş ne varsa bulup buluşturup, yanına koyup öyle ikram etmek isterdi :)))

Bu akşam, geçmişten kalan, bu gülümseten biraz da hüzünlü hatıalar eşliğinde babannemin dediği gibi, kahvesini az koyarak, bir sütlü kahve yaptım... onların hatırasına içtim... Rahmetle andım :( 

Sizde ruhlarına bir Fatiha okursanız ne mutlu bana...
Bol keyifli ve dostlarla içilen Sütlü Kahveleriniz olsun ... Esen kalın...


2 Nisan 2015 Perşembe

Ev Yapımı Portakal Suyu / Portakallı Gazoz


Gazlı içecekleri hayatımızdan çıkardığımızdan beri yazın bizim evden limonata eksik olmaz. 
Doğrusu aynı familyadan gelen portakalında kışın suyunu yapmak hiç aklıma gelmemişti... Galiba kışın daha sıcak içeceklere yönelmemizden olmalı... ama geçtiğimiz günlerde tarif sitelerinde bu tarifi görünce 'doğru ya  limonata olursa onun portakalla yapılanı da olur' dedim. Ben de yaptım, çok nefisti :) 

Malzemeler:
  • 3 - 4 adet portakal
  • 5 su bardağı su
  • 1 su bardağından az şeker
  • 1 şişe Maden Suyu ( Gazoz yapmak isterseniz )
Yapılışı:

Portakalların kabukları rendelenir ve bir su bardağından az şeker ile iyice harmanlanır, ardından 5 su bardağı su ilave edilir. Diğer tarafta portakallar sıkılarak suyu şekerli karışıma ilave edilir. Şekeri tamamen eriyene kadar karıştırılır ve tel süzgeçten süzülerek cam sürahiye alınır.

Ev yapımı portakal suyumuz hazır :) yanında kurabiye ile nefis gidiyor :) Tarafımdan bizzat denenmiştir :))

Bir de bir miktar maden suyu ilavesiyle aynı va daha sağlıklı Yedigün, Fanta türünde nefisss bir Portakallı Gazoz oluyor benden söylemesi ben genelde o şekilde içiyorum :) Ya da anında tüketeceksiniz sürahideki portakal suyumuzun tamamına 1 şişe maden suyu ekleyerek evdekilere şahane bir gazoz ziyafeti çekebilirsiniz.
 Misafirlerinize de mutlaka ikram olarak hazırlayın derim.

Afiyet Olsun.



28 Ocak 2015 Çarşamba

Tarçınlı & Zencefilli Türk Kahvesi



Son senelerde gerek Türk Kahvesinde ve gerekse diğer kahve çeşitlerinde aroma ilavesi moda oldu :)  Damla sakızlı, Vanilyalı, Kakuleli... vb. bir çok aromalı baharat ilavesiyle kahvelerin lezzeti zenginleştirilmeye çalışılıyor... güzel de oluyor... değişiklik iyidir :)))

Ben sıkı bir Türk Kahvesi dostu olarak genel tercihim orta şekerli Sade Türk Kahvesinden yanadır:) Ancak bazen ben de değişiklik yaparım o zaman da Osmanlı Mutfağında sıkça kullanılan baharatlarımızdan, kokusu ve tadıyla huzur ve sıcaklık hissi uyandıran Zencefil ve Tarçın ikilisini tercih ederim.

Not: Fincanlar babamın hediyesi :) '' yemek sayfanda fotoğraf çekerken kullanırsın diye aldım'' dedi verirken yani benim için değil sizler için almış :))) görüyorsunuz sizin için maaile çalışıyoruz :)))))


Malzemeler: ( 1 Kişilik )

  • 1 çay kaşığı Türk Kahvesi ( tepeleme )
  • 1/2 çay kaşığı toz zencefil
  • 1/2 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı tozşeker
  • 1 fincan soğuk su
Yapılışı:

İlk olarak kahve, şeker, zencefil ve tarçınımızı kuru olarak karıştıralım ardından 1 fincan soğuk suyumuzu ilave ederek tekrar karıştırıp ocağa alalım. Kaynamasına yakın bir kez daha karıştırıp köpürünce fincanımıza önce köpüğünü ardından da ısıtarak kalan kahvemizi döküp afiyetle yudumluyoruz :)

Kahve en güzel yâr ile... anne ile... ya da sevilen bir dostla içilir :) Ama eğer yanlız içiyorsanız lokum size iyi bir arkadaş olur, benden söylemesi Afiyet Ola...


15 Ekim 2014 Çarşamba

Kara Üzüm Şerbeti


Üzüm başlıbaşına bir şifa kaynağı. Meyve olarak çok severim ama evde biraz fazla olunca sağlıklı, şifalı bir şerbet yapmak istedim. Gerçekten içimine doyum olmayan Anadolu kokan biraz da Osmanlı mutfağından örnek aldığım nefis bir şire oldu :)

Bizim üzümümüz rayihası olan, keskin bir üzümdü, siz de yapacak olursanız öyle bir üzüm tercih edin. Örneğin Kalecik Karası, Erzincan üzümü ya da bulabilirseniz Arapgir üzümünü tercih edin derim :) 

Malzemeler:
  • 1 kg siyah üzüm
  • 2 t su
  • 1 çay fincanı şeker
Yapılışı:

Üzümler yıkanır ve saplarından, çöplerinden tamamen arındırılarak tencereye alınır ve elimizle ( mıncıklayarak ) ezilir. ( Robottan geçirmiyoruz, çünkü çekirdeklerinin ezilerek acısının çıkmasını istemiyoruz ) 

Üzerine 1 çay fincanı şeker ilavesiyle yarım saat kadar şekerle üzümün özleşmesini bekliyoruz. Daha sonra üzerine 2 lt kadar soğuk su ilavesiyle ocağa alarak kaynamaya bırakıyoruz. 

Üzümler tamamen yumuşayıp, dağılana kadar kaynatıyoruz. Ardından ocaktan alarak soğuyana kadar bekletiyoruz ve soğuduktan sonra ince tel süzgeçten geçirerek cam şişelere alıyoruz. 

Şerbetimiz hazır :) Güzel bir börek ya da kurabiye eşliğinde nefis olur.

Afiyet Olsun.

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Vişne Şerbeti


Gazlı içecekleri bırakalı çokkk olduu...
Ev yapımı misss gibi limonata ve meyve suları gibisi yokmuş meğer.. Senelerce nasılda içmişiz o ne olduğu belirsiz içecekleri :(
Havalar ısındı ısınalı evimizden eksik etmemeye çalışıyorum ev yapımı meyve sularını :) Erik, vişne limonata ne de güzel oluyor.
Bu nefis Vişne Şerbetini de Bayramda yapmıştık. İstedik ki misafirlerimize ev yapımı, geleneksel şerbetlerimizden ikram edelim :)

Malzemeler:
  • 1 kg vişne
  • 2 lt su
  • 2 çay fincanı şeker
  • 4 -5 adet karanfil
  • 1 adet çubuk tarçın
Yapılışı:

Vişneler saplarından ayıklanır ve üzerine 2 çay fincanı toz şeker serpilerek karıştırılır ve yarım saat kadar bu şekilde bekletilir. Daha sonra üzerine 2 lt soğuk su ilavesiyle ocağa alınarak kaynamaya bırakılır ve vişneler iyice yumuşayana kadar pişirilir.

Vişneler yumuşayınca ocaktan alınarak çubuk tarçın ve karanfil eklenerek bir süre bekletilir. ( Ne kadar çok beklerse vişneler o kadar güzel özünü bırakır suya ) 

Sonra süzülerek cam şişelere doldurulur. ( ben süzme işlemini bu iş için ayırdığım temiz beyaz tülbent ile yapıyorum ve en son tülbentte kalan vişneleri sıkarak tamamen suyunu bırakmasını sağlıyorum, bu şekilde daha kıvamlı ve vişne özü yoğun olan bir şerbet elde ediyorum. )

Sizlere de tavsiye ederim :) Afiyet Olsun.


16 Aralık 2013 Pazartesi

Kış Çayı

Kışın soğuk havalarda zaman zaman soğuk algınlığı durumları olabiliryor. Çok şiddetli olmayan vakalarda, fazla ilerlemeden vitamin takviyesi ( meyve - sebze ) ve içimi ısıtacak bitki karışımlarıyla bu durumu atlatırım.

Aslında herkesin kendine göre bir Kış Çayı tarifi vardır. Çoğu zaman ıhlamur demlesem de bazen çok sevdiğim zencefil ve tarçın karışımını tercih ederim. Bu karışımın zencefilin ısıtıcı etkisi ve tarçının rahatlatıcı aroması sayesinde bana iyi geldiğini düşünüyorum.

Benim kış çayım şöyle:)

Malzemeler:
  • 1 çay kaşığı toz zencefil
  • 1 çay kaşığı toz tarçın 
  • 1 çay kaşığı zerdeçal
  • 1 çay kaşığı bal
  • 1,5 bardak kaynar su
 Yapılışı:

Kaynar sıcak suyun içine tarçın, zencefil ve zerdeçal ilave edilerek 5 dak. bekletilir ve süzülerek bal ilavesiyle içilir.

Afiyet & Şifa Olsun.


12 Temmuz 2013 Cuma

Erik Şerbeti


Komşumuz Kadriye Ablanın annesi Fatma Teyze, memleketindeki bahçesinden bana erik ve vişne göndermiş :) Aslında evde erik de vardı ama bahçeden yeni toplanmış misss gibi erikleri görünce bir de Hacı Fatma Teyzenin gönderdiğini duyunca çok sevindim :) 

Bir kısmın yedik ama tabii benim elime geçen bir şey başka birşeye dönüşmeden kolay kolay kurtulmaz :) Erikleri de şerbet yapmayı kafama koymuştum. ( Vişneler de buzlukta bekliyor onlarla da ilgili planlarım var :) Hemen mutfağa girdim ve kıpkırmızı, misss gibi, ev yapımı şerbet yaptım . Sıcak yaz gününde hele de Ramazanda ne güzel oldu :)

Malzemeler:
  • 1 kg erik ( yaklaşık )
  • 3 çay fincanı toz şeker 
  • 5 -6 adet karanfil
  • 2,5 - 3 lt. kadar su
Yapılışı:

İlk olarak erikleri gelişi güzel dilimledim ve çekirdekli kısımları da dahil olmak üzere derin bir tencereye alıp üzerine 1 çay fincanı toz şekeri serperek yaklaşık 1 saat beklettim ( bu şekilde meyvenin özü çıkıyor ) 

Süre sonunda üzerine 2,5 - 3 lt kadar soğuk suyu ilave ederek ocağa aldım ve önce harlı ateşte, kaynamaya başlayınca kısık ateşte eriklerin rengi çıkıp dağılmaya başlayana kadar kaynattım.

Daha sonra tel süzgeç yardımıyla süzerek diğer bir tencereye suyunu aktardım. ( Süzgecin üzerinde kalan posa kısmını tahta kaşıkla ezerek iyice suyunu bırakmasını sağladım )  Ardından Erik suyuna geri kalan 2 çay fincanı toz şekeri ve karanfil tanelerini de ilave ederek tekrar ocağa aldım ve yaklaşık 15 - 20 dak. daha kaynatarak ocaktan aldım. 

İyice soğuduktan sonra cam şişelere alarak buzdolabında soğuttum ve içtik :)) Birazını da annemlere gönderdim, bu güzel şerbetten onlar da içsin istedim:)

Komşumuz Kadriye ablaya ve annesi Fatma Teyzeye tekrar teşekkür ederim, ölmüşlerinin ruhuna gitsin.


14 Temmuz 2012 Cumartesi

Kayısı Kompostosu


 
Malum Malatya'dayız yani 'Kayısı Diyarında' :) bu sene kayısı çok bol, daha önceki senelerde olmadığı kadar kayısı geliyor:)) Eşim hergün elinde kayısı dolu bir poşetle geliyor artık yemekle bitiremeyecek kadar çok kayısılarımız var. Ben de çözümü, kayısıların büyük bir kısmını 'gün kurusu' yöntemiyle kurutmakta buldum, bir kısmını komposto yaptım, pek sararmamış hafif yeşilimsi olanları da gelip gidip yiyoruz :)
Kompostomu yaparken ilave ettiğim karanfil ve çubuk tarçın sayesinde hoş kokulu ve  sağlıklı içeceğimiz oldu.

Malzemeler:
* 1 kg taze kayısı
* 1, 5 - 2 su bardağı kadar toz şeker
* 1 çay bardağı kuru üzüm ( isteğe bağlı )
* 3 lt. su
* 1 adet çubuk tarçın
* 10 adet karanfil

Yapılışı:
Kayısılar ortadan ikiye kesilip çekirdekleri çıkarılır, sonra bir tencereye alınarak üzerine karanfil taneleri, çubuk tarçın ve toz şeker serpilerek  ( ben ilk aşamada 1,5  su bardağı şeker serptim )yarım saat kadar bekletilir.

(Diğer tarafta kuru üzüm bir süre suda bekletilerek temizlenmesi ve hafif yumuşaması sağlanır)
Şekerde beklettiğimiz kayısıların üzerine 3 lt. kadar soğuk su ilave edilerek ocağa alınır ve kaynamaya bırakılır. Kayısılar yumuşayana kadar pişirilmesi gerekir bu arada tadına bakarak şeker ilavesi yapılabilir. Ben kayısıların dağılıp da çirkin bir görüntü oluşturmasını istemediğim için sürekli kaynatmadım. Kaynamaya başladıktan sonra 5 dak. kaynattım sonra ocağı kapatıp tencerenin ağzı kapalı olarak 10 dak. bekleterek kayısıların kendi sıcaklığında pişmesini sağladım ve sonra bu işlemi iki kez daha tekrar ettim  Son kaynatmamada yani ocaktan alamaya 5 dak. kala yıkayıp süzdürdüğümüz kuru üzümler ilave edilir.
Kayısılar yumuşayınca ocaktan alınarak ılıyana kadar bekletilir daha sonra buzdolabına alınarak soğutulur.

Kompostomuzu yemeklerin yanında sağlıklı bir ikramlık olarak sunabileceğimiz gibi  günün her saaatinde gidip gelip içebilirsiniz ( ben öyle yapıyorum :)

Afiyet Olsun.



24 Mayıs 2012 Perşembe

Taze Naneli Cacık



Cacık, bizim yaz sofralarımızın baştacıdır:) Özellikle Taze Fasulye ve Bulgur Pilavının yanında olmazsa eksik hissederiz kendimizi :)

Bol sarımsaklısını severiz, üzerine de mutlaka kuru nane serperiz ama ben bu kez Taze Nane ilave ettim ve çok daha lezzetli oldu sizlere de tavsiye ederim.


Malzemeler:

* 1 kase yoğurt
* 2 adet salatalık
* Bir tutam taze nane
* 4 - 5 diş sarımsak
* Tuz, zeytinyağ

Yapılışı:

Yoğurt ( süzme yoğut olursa daha güzel olur ) çırpılarak su ilavesiyle koyu bir ayran yapılır, salatalıklar ( ben kabuklarını soymadan kullanırım ) minik minik doğranır, taze nane minik kıyılır, sarımsaklar ezilir ve tuz ilavesiyle koyu ayrana eklenerek karıştırılır.

Üzerine, süslemek için çok az zeytinyağ gezdirilerek servise sunulur.

Afiyet Olsun.




1 Temmuz 2011 Cuma

Kuru Kayısı Şerbeti ( Çir Şerbeti )

Aslında taze kayısıların mevsimi yavaş yavaş geldi ancak Lezzethanemde geçen yıldan kalma kuru kayısılar vardı... hani Anadoluda 'çir ' denilen, hoşaflık, sert kuru kayısılardan. Ben de yazın sıcak günlerinde serin serin içelim diye ev yapımı bir şerbet yapıyım dedim. Kuru kayısıdan bu kadar yoğun, nefis bir lezzet çıkacağını tahmin etmemiştim.

Malzemeler:
  • 2 avuç dolusu kuru kayısı ( çir )
  • 2 lt kadar su
  • 1, 5 su bardağı şeker
Yapılışı:

İlk olarak kuru kayısılarımızı bir süre soğuk suda bekleterek üzerindeki çöplerden arınmasını sağlıyoruz. Ardından süzüp iyice yıkayarak derin bir tencereye alıp üzerini örtecek kadar soğuk su ilavesi ile kaynamaya bırakıyoruz. Kayısılar tamamen yumuşayınca el blenderi yada çatal yardımıyla kayısıları tamamen ezip üzerine tekrar soğuk su ilavesi ile tekrar haşlamaya bırakıyoruz. Bu şekilde 10 dak. kaynadıktan sonra kayısı suyumuzu başka bir tencereye tel süzgeç ya da temiz bir tülbent yardımıyla süzüyoruz. ( geriye kalan püreyi isterseniz pastalarda, kurabiyelerde kullanabilirsiniz ) Tenceremizdeki kayısı suyumuza damak tadımıza göre şeker ilave ederek - ben 1,5 su bardağı kullandım - 10 dak. daha kaynatarak ocaktan alıyoruz. Ilıdıktan sonra buzdolabında soğutup servise sunabiliriz.

Afiyet Olsun.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Ev Yapımı Limonata ve Soda Limon

Bir süredir asitli içecekleri ve içersinde katkı maddesi barındıran hazır meyve sularını içmeme konusunda ısrarcı davranıyoruz :)Bu sıcak yaz günlerinde su ve ayrandan sonra en sağlıklı içeceğin limonata ve soda olduğunu düşünüyorum. Özellikle limomata gerek ferahlatıcılığı ve gerekse limonun tansiyon dengeleyici özelliği ile tam bir yaz içeceği. Soda ise içeriğindeki mineraller sebebiyle yazın terleme yoluyla kaybettiğimiz gerekli mineralleri vücuda geri kazandırıyor.
Ben önce ev yapımı limonata tarifimi ardından da sodayla nasıl bir kokteyl yaptığımı anlatıcam.
Malzemeler:
  • 5 adet limon
  • 1 lt su ( 5 su bardağı )
  • 1,5 bardak şeker
  • 1 şişe soda ( maden suyu )

Yapılışı:

Limonların kabukları rendelenir ve şekerle karıştırlarak aromasını ve rengini bırakması sağlanır. Ardından limonun suyu sıkılır ve bu karışıma ilave edilir. En son su eklenerek şeker eriyene kadar karıştırılır ve tel süzgeç yardımıyla süzülerek cam şişede ve buzdolabında muhafaza edilir.

Limonatamız hazır :) İstersek ince limon dilimi ve nane dalı ile süsleyerek soğuk soğuk içebiliriz. Ancak ben bazen 'Soda-Limon' dedğimimiz sodalı limonatayı da seviyorum. Hem şekerini hafif kırmak ve hem de sodadaki minerallerden de faydalanmak için bazen bu karışımı da tercih ediyorum.

Bunun için de * bardağın yarısından biraz fazlasını limonata ile doldurup üzerini ise soda ile tamamlıyorum.

Afiyet Olsun.