24 Kasım 2011 Perşembe

Çaydanlık Kireci Nasıl Temizlenir ?

Ülkemizde sular maalesef kireçli, başta çaydanlıklarımız olmak üzere hergün kullandığımız mutfak malzemelerimiz, su ısıtıcılarımız kireçle kaplanıyor bu da hem suyun tadını bozuyor hem de suyun geç ısınmasına sebep olarak gerek su ısıtıcılarda ve gerekse çaydanlıklarda fazla enerji tüketimine sebep oluyor. Ayrıca bir o kadar da çirkin bir görüntü ortaya çıkıyor.
Daha önceleri marketlerde satılan kireç çözücülere sarılırdık, bir kutu yetmez 2 kutu alırdık ancak hem ucuz hem temiz ve hem de çevreye zarar vermeden doğal bir yöntem öğrendim. Uzun süredir uygulamaktayım ve çok çok memnunum.
Ana malzememiz: Limontuzu
Kireçlenen çaydanlık yada her ne ise içine bir çorba kaşığı limon tuzu atıyoruz ve kabı dolduracak kadar da soğuk su ile üzerini tamamlayıp kaynamaya bırakıyoruz. Kaynadıkça kireçlerden eser kalmadığını ve tertemiz, miss gibi, ilk alındığı günkü gibi parlayan çaydanlıklarınıza kavuşuyorsunuz.
Kireçler çözülüp de işlem bitince içindeki limontuzlu suyu boşa dökmeyin banyo, wc ve mutfak lavobalarınızın tıkanan deliklerini temizlemekiçin sıcak sıcak su giderlerinize dökün oraların da açıldığını göreeksiniz.
Ben uyguluyorum ve faydasını görüyorum.Sizlerle de paylaşmak istedim :)

21 Kasım 2011 Pazartesi

Hindistancevizli Bonbon Toplar


Bu şirin bonbonları Bayramda yapmıştım :) geldik gittik yedik...geldik gittik yedik...
Aslında  ana malzemesi krema, süt tozu ve tabiii ki hindistancevizi ama ben minicik bir paket kremaya 2,5 - 3 TL vermeye kıyamayınca puding kullandım çok güzel oldu :)

Malzemeler:
  • 1 su bardağı pişririlmiş puding ( ben hindistancevizli puding kullandım ) ya da 1 kutu krema
  • 1 su bardağı süt tozu
  • 2 su bardağı hindistancevizi ( ayrıca 2 yemek kaşığı da üzeri için gerekli )
  • 2 çorba kaşığı pudra şekeri
Yapılışı:
Puding üzerindeki tarife göre pişirilir ve 1 küçük su bardağı ayrılır ( geri kalanları puding olarak yenmek üzere kaselere paylaştırılır. Bize sadece 1 su bardağı puding  lazım. ) Soğutulmuş pudinge hindistancevizi, süt tozu ve pudra şekeri ilave edilerek iyice karıştırılarak buzdolabına kaldırılır biraz katılaştıktan sonra ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak toplar yapılır ve hindistancevizine bulanarak üzeri istenilen malzemelerle süslenir. Ben bayramda çocuklar için aldığımız minik renkli şekerlerle süsledim. fındık, fıstık gibi yemişlerle de süslenebilir. Bir süre buzdolabında bekletilirse daha güzel bir lezzet oluyor.

Afiyet olsun.

15 Kasım 2011 Salı

Soğan Çorbası


Anadolumuzda çok ciddi bir kuru soğan kültürü olmasına rağmen Soğan Çorbasını bir Fransız yemeği olarak duymam beni şaşırttı.Hani ben kuru soğanı sanardım ki bir biz yeriz. Hatta şöyle yumruğumuzla vurup, kırar ve yemeklerin yanına bir biz katık ederiz diye düşünürdüm. Bu anlamda Soğan Çorbasının bizim yemeğimiz olmadığına ve benim bu çorbayı bugüne kadar hiç tadmamış olmama şaşırdım. Bu çorbanın tadına varınca da bu güne kadar denememiş olmama üzüldüm.
Özellikle soğuk kış günlerinde tercih edilmesi gereken bir lezzet.
Her ne kadar Fransızlar bu çorbayı kırmızı şarap ilavesiyle yapsalarda ben kendi damak tadıma uydurdum ve Anadolu usulü bol naneli ve acılı nefis bir çorba elde ettim.

Malzemeler:
  • 3 adet orta boy kuru sğan
  • 1 adet havuç ( benim ilavem )
  • 1 çorba kaşığı un
  • Sıvıyağ
  • Kuru nane, pul biber ( üzeri için )
Terbiyesi için:
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 1/2 limon suyu
Yapılışı:
Kuru soğan yarım halkalar halinde ince ince doğranır, havuç rendelenir ve birlikte sıvıyağda sotelenir. Soğanlar saramaya başlayınca 1 kaşık un eklenerek hafif kavrulur ve önce soğuk ( un topaklanmasın diye ) sonra sıvak su ilavesiyle tuz serpilerek  kaynayana kadar karıştırılmak suretiyle pişirilir. Kaynadıktan sonra kısık ateşte havuçlar yumuşayana kadar pişirilir ocaktan almaya yakın yarım limon suyu ile çırpılmış yumurta sarısı yavaş yavaş çorbaya ilave edilir ve karıştırlır. Bir taşım kaynatılarak ocaktan alınır.

Servise sunarken, yağda kızdırılmış kuru nane ve pul biber üzerinden gezdirilerek ikram edilir.

Afiyet olsun.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Elma Kurusu

Eylül ayının başlarıydı, eşim elinde kocamann bir poşet elmayla geldi... Arkadaşı kendi bahçelerinden toplamış, tamamen organik, miss gibi, makyajsız, ilaçlarla forma sokulmamış, eciş bücüş hatta kurtlu bir sürü elmalarımız olmuştu:)
Yalnız, gelgelelim iki kişini bu elmaları bitirmesi imkansızdı ben de bir güzel soydum, çekirdeklerini temizledim, minik minik dilimledim ve temiz beyaz bezlerin üzerine serdim. Kabuklarını da atmaya kıyamadım onları da yanına serdim yaklaşık 4 - 5günde kurudular ve şimdi gidip gelip atıştırıyoruz. Çay demlerken içine birkaç tane kabuklarından atıyorum miss gibi kokuyor. İnşallah kışın da hoşafını yapmayı düşünüyorum.

Bu arada önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum, elmaları kututurken bol güneşli ve açık bir havada kurutmak gerekiyor aksi taktirde oksitlenmeyle birlikte renginde hızla bir kararma ve tadında sirkeleşme başlayabiliyor. ( Bunu da deneyerek tecrübe ettim maalesef :(  )
Siz de yapın Afiyet Olsun :)

16 Ekim 2011 Pazar

Damla Sakızlı Zerdeçallı Kurabiye



Misss gibi kokan, lezzetli mi lezzetli nefis kurabiyelerimiz vardı...hepsi hemen bitti :( ... çünkü yedik... napalım dayanamadık hepsini yedik :) Ne diyet dinledik ne bişey :( Ama karar verdik artık hamurişi yok.... ya da çok az var :)
Bloglarda gördüğüm pudingli kurabiyeler aklımı çeldi, evde de damlasakızlı muhalebi karışımı vardı... yapıyım mı yapmayım mı derken yapmışım da yemişiz bile :) Ama insaflı davrandım şekerimizi fırlatmasın diye zerdeçal kullandım :)

Malzemeler:
  • 1 pkt damlasakızlı muhallebi ( hazır toz karışım )
  • 2 çorba kaşığı pudra şekeri ( silme )
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı zerdeçal ( isteğe bağlı )
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 pkt kabartma tozu
Yapılışı:

Un, hazır muhallebi karışımı ( toz olarak ), pudra şekeri, toz zerdeçal ve kabartma tozu karıştırılır ardından sıvıyağ ilave edilerek pürüzsüz bir hamur elde edinceye kadar yoğrulur ( ilk başta hamur toparlanmıyacak sanabilirsiniz ama korkmayın tostoparal oluyor :)  Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilerek önceden ısıtılmış 170 der fırında kurabiyeler çatlayana kadar, beyaz kalacak şekilde pişirilir. ( Kurabiyeler çatlar çatlamaz fırından çıkarılmalıdır yoksa sert ve kuru olur.)

Çay ya da kahve eşliğinde servise sunabilirsiniz.

Afiyet Olsun.

11 Ekim 2011 Salı

Seferihisar Mantısı

Bu nefis mantıyı geçtiğimiz günlerde yöresel lezetler sunan bir programda görmüştüm, bana çok ilginç geldi... bizim insanımız elinde evinde ne varsa onu değerlendirerek şahane lezzetler ortaya çıkarıyor. Acelece bir kağıda yazdığım tarifi bugün denedim ve şimdiye kadar böyle bir lezzeti bilmediğim için üzüldüm :(

Seferihisar, fastfoodlara karşı slowfood ( yavaş yemek ) anlayışıyla oluşturulan ve yavaş şehir sloganıyla hareket eden ve belli kriterlerle dahil olunan bir oluşumun üyesi olarak yöresel ve geleneksel değerlerini yaşatmaya çalışan bir kent. Bu anlamda yöresel lezzetlerini yaşatmaya ve ziyaretçilerine sunmaya özen gösteren restorantları ile meşhurmuş, ben henüz gidip görmedim ama mantısını denedim sizlerede tavsiye ederim.

Malzemeler:
* 2 adet yufka
* 1 su bardağı haşlanmış nohut
* Bir tutam maydanoz
* Tuz, pul biber, kekik, kimyon
* Sıvıyağ ( kızartmak için )

Yapılışı:
Haşlanmış nohutlar blendrdan geçirilerek ezilir, tuz ve damak tadına göre diğer baharatlar ve kıyılmış maydanoz ilave edilerek karıştırılır.

Yufkalar tezgaha serilir ve 16 eşit parça olacak şekilde ( 2 yufka 32 parça olacak ) sigara böreği gibi üçgen parçalar kesilir. Her bir parçaya bir tatlı kaşığı ezilmiş nohutlu karışım konarak sigara böreği gibi sarılır ve kızgın sıvıyağda kızartılır.

Üzerine sarımsaklı yorurt ve yağda yakılmış kırrmızı bibber gezdirilerek servise sunulur.

Afiyet Olsun.