13 Ekim 2018 Cumartesi

Şehriye Pilavı Eşliğinde Hindi Kavurma


Bugünkü akşam yemeğine Hindi Kavurma ve Arpa Şehriye pilavı yaptım.

Hindi etini önce biraz düdüklüde pişirdim sonrasında fazla suyunu çektirip, incecik doğradığım soğan ve rende sarımsak ilavesiyle cok az tereyağ ile kavurdum, lokum gibi harika olmuştu.

Ankara Tava lezzetini yakalamak istediğim için yanına Arpa şehriye pilavı yaptım.

Birlikte harika bir lezzet olmuştu , domates salatalık söğüş ve ayran eşliğinde yedik.

Malzemeler:
  • Yarım kg hindi but kuşbaşı
  • 1 adet kuru soğan
  • 2-3 diş sarımsak
  • 1 kaşık tereyağ
  • 1 kaşık sıvıyağ
Pilav için:
  • 1,5 su bardağı arpa şehriye
  • 1 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 2 çorba kaşığı tereyağ
  • Sıcak su
İlk olarak hindi etini düdüklü tencerede çok az sıvıyağ ile soteleyip üzerini geçecek kadar sıcak su ilavesi ile 20 dakika kadar pişiriyoruz.

Etler pişince suyunu çekene kadar pişirip, çok minik doğranmış kuru soğan, rende sarımsak ve tuz ile tereyağ ilave ederek kısık ateşte ara sıra karıştırarak pişiriyoruz.

Arzu ederseniz en son bir tatlı kaşığı kekik serperek karıştırırsanız çok lezzetli olur.

🌸🌸🌸

Pilavı için arpa şehriyeli teflon tavada tereyağ ve sıvıyağ eşliğinde rengi koyulaşana kadar kavurup, üzerini iki parmak geçecek kadar sıcak su ve tuz ekleyerek kapağı kapalı olarak kısık ateşte yumuşayana kadar pişiriyoruz.

En son servis tabağının tabanına şehriye pilavını yayıyoruz, üzerine kavrulmuş hindi etini ilave ediyoruz ve maydanoz ile süsleyerek sunuyoruz.

Yanında ayran ve domates, salatalık söğüş eşliğinde harika bir menü oluyor.

Afiyet olsun.


14 Ağustos 2018 Salı

Evde Lahmacun İçi Nasıl Hazırlanır


Evde hazırlanan iç malzemesi ile kesinlikle daha temiz, bol ve ekonomik lahmacun yiyebilirsiniz. Özellikle hafta sonu ailece evde miss gibi kendinizin hazırladığı iç ile lahmacun yaptırıp ailece yapılan lahmacun keyfine doyum olmaz ya da benim de bazen yaptığım gibi uygun bir zamanda iç hazırlayıp, mahalle fırınında odun ateşinde lahmacunlar yaptırıp dondurucunuza atarak yemek olmadığı zamanlarda yada misafirlerinize sürpriz ikram olarak hazırca sunabilirsiniz. 

Bugün köfte yapmak için biraz kıyma cıkarmıştım sonra yeşillikleri yıkarken acaba lahmacun içi mi hazırlasam ki diye düşündüm, bol acılı, sarımsaklı bir iç hazırlayım en iyisi dedim. 

Malzemeler: 

🌷250 Gr orta yağlı kıyma
🌷3 adet iri domates
🌷3 adet soğan
🌷8- 10 diş sarımsak
🌷Yarım demet maydanoz
🌷1 çorba kaşığı domates salçası
🌷1 çorba kaşığı biber salçası
🌷2 çorba kaşığı  pul biber , 
🌷birer tatlı kaşığı da kekik, kimyon 
🌷1, 5 tatlı kaşığı tuz
🌷1 kahve fincanı sıvıyağ

Domatesler olabildiğince minik ezme gibi doğranır, soğan, sarımsak ve maydanoz robottan çekilir. Kıyma da eklenerek diğer tüm malzemelerle birlikte geniş bir kapta karıştırılır. 
Biz Antep usulü lahmacunu sevdiğimiz için sarımsak ve pul biberi bol kullandım ve biber salçası ilave ettim, siz kendi damak tadınıza göre azaltabilirsiniz.

İçimiz hazır, şimdi mahalle fırınında götürüp, odun ateşinde pişen çıtır çıtır lahmacunlarınızı yaptırabilirsiniz .


14 Mart 2018 Çarşamba

Tuzlu Kurabiye


Bloğumda paylaşım yapmayalı bir seneyi geçmiş :( 
Özledim burayı, bir uğrayım güzel bir tarif paylaşayım istedim. 
Siz de benim gibi çayın yanında atıştırmalık lezzetler arıyorsanız, hiç bisküviye hazır keklere yönelmeyin derim ,bu kurabiyeden bir tepsi yapın miss gibi çayla birlikte yiyin, misafiriniz gelirse ikram edin, bayatlamayan nefis bir kurabiye.

Malzemeler: 
  • 4 su bardağı un
  • Yarım paket margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 kahve fincanı su
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 çorba kaşığı sirke 


Un, tuz, şeker, kabartma tozu karıştırılıp ortası havuz gibi açılır, ortasına yumuşamış margarin, sıvıyağ, yumurtanın beyazı, sirke, su ilave edilerek iyice yoğurulur. Pürüzsüz bir hamur elde edince üzeri kapatılarak en az 15 dak. dolapta dinlendirilir.

Daha sonra istenilen şekil verilerek yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir ve üzerine yumurta sarısı sürüp susam, çörekotu ya da haşhaş serpilerek önceden ısıtılmış 180 der. fırında pembeleşinceye kadar pişirilir. 
Afiyetle 

Not: 4 bardak unun bir bardağını tam buğday unu kullandım ayrıca kabartma tozu olarak çeşnili kabartma tozundan kullandım hoş bir aroma verdi, tavsiye ederim 


14 Şubat 2017 Salı

Mandalina Reçeli


Günlerdir instsgramda Mandalina Reçeli videoları görüyordum, nasıl hoşuma gidiyordu.  Durdum duramadım ben de yapıcam dedim. Aslında mandalina zaten tatlı bir de onu şekerlemek aklıma yatmadı ama o nefis görüntü beni harekete geçirdi gecenin bir vakti kalktım birkaç mandalina ile yaptım.


Malzemeler:
  • 9 adet mandalina
  • 5- 6 adet karanfil
  • 2 çay fincanı toz şeker
Yapılışı:

Mandalinaların 6 tanesi  yıkanarak bütün bir şekilde 4 ayrı kaynar suda 10'ar dak. kaynatılarak süzülür. ( Bu işlemi kabuklardaki acı tadı gidermek için yapıyoruz, ilk suda kaynatıyoruz süzerek yeni kaynar suya alıyoruz bu şekilde 4 ayrı suda 10'ar dakika kaynatıyoruz) Sonra ortadan ikiye kesilerek bir tencereye kabukları alta gelecek şekilde dizilir ve üzerinden şekeri ve karanfiller serpilir, kalan 3 mandalinanın da suyu sıkılarak üzerine gezdirilerek ocağa alınır. Kaynayana kadar yüksek ateşte, sonra kapağı kapalı olarak kısık ateşte şerbeti kıvamlanana kadar pişirilir. 

Piştikten sonra ocaktan alınarak dinlendirilir. İyice soğuduktan sonra kaymak ilavesiyle sunulur. 

Her ne kadar reçel dense de sadece kahvaltılarda değil, yemek sonrası ya da kahve eşliğinde tatlı olarak misafirlerinize de ikram edebilirsiniz.

Afiyet Olsun.




10 Ocak 2017 Salı

Ev Yapımı Fıstık Ezmesi


Yine uzun bir ara verdim bloguma ama Instagram ve Facebook da 7/24 yayındayım :))
***
Biz eşimle fındık ezmesine bayılırız yani öyle böyle değil, yeter ki kavonoz elimize geçsin , bitirmemiz toplam 5 saniyeyi geçmez :)))) 
Amma velakin oldukça pahalı ... Ben tabii ona verdiğimiz paraya kıyamıyorum :)) bazen babam alıyor bize :))))) çok seviyoruz diye, verirken de "siz bunu bir günde halledersiniz şimdi" der, ben de "bir gün çok 5 dak. yeter bize" diyorum :)))) 
Neyse yine ben bunu yaparım dedim bayaaa oluyo yaptım ve süper oldu geçenlerde eşim bolca fıstık almış ben bundan da ezme yapsam olur sanki marketlerde fıstık ezmesi de var dedim. Yaptım ve harika oldu. Bunu da en az fındık ezmesi kadar sevdik.  Ben birkaç gün kahvaltıda ekmeğin üzerine sürer sürer yeriz diye düşünmüştüm ama bir oturuşta yedik :(( tadına doyamadık ... Bugün yine yaptım resmini de çektim ki sizinle de paylaşımın diye.

Malzemeler:
  • Bir su bardağı soyulmuş yerfıstığı 
  • 2 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 2 çorba kaşığı bal 
Yapılışı:

Soyulmuş yerfıstığı rondoya alınarak yağı çıkana kadar çekilir, üzerine bal ve sıvıyağ ilave edilirek iyice özleşene kadar tekrar rondodan geçirilir ve temiz bir saklama kabına alınarak serin bir ortamda saklanır.

Saklanır dedim ama tabii kendinizi tutabilirseniz :)) bu bizim için zor tabii :)) 
Bu nefis ezmeyi kahvaltıda ekmeğin üzerine sürebilir, pasta ve kurabiyelerinizde kullanabilir ya da bizim gibi tatlı yerine yiyebilirsiniz. 

Aynı tarifi fındık, ceviz, badem vb. istediğiniz diğer kuruyemişlerle de yapabilirsiniz. 

Afiyet Olsun.






7 Ekim 2016 Cuma

Kuskuslu Brokoli Salatası


Kış geldi :( benim brokoli ve familyasıyla imtihanım başladı :)  bu sevimli ağaçcıkları sırf sağlıklı oldukları için cesitli yöntemlerle yemeye calişiyorum. Bu sezonun ilk tarifi salata olarak gelsin.
Bu salatayı öğle yemeği ya da ara öğün olarak yiyebilirsiniz ya da çay davetlerinizde ikramlık olarak hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 1 su bardağı kuskus makarna 
  • 1 kase brokoli
  • 3 - 4 adet kornişon turşu
  • 1 çay bardağı haşlanmış mısır
  • 1 adet havuç
  • Tuz, limon suyu, zeytinyağ
Yapılışı:

Kuskus makarna yumuşayana dek haşlanıp süzülerek bir kaseye alınır. Brokoli minik parçalara ayrılır,  havuç küçük küp şeklinde dilimlenerek birlikte yumuşayana kadar haşlanır ve süzülerek haşlanan kuskusa ilave edilir. Ardından kornişon turşu minik doğranır, haşlanmış ya da konserve mısır eklenerek, tuz, limon suyu ve zeytinyağ ilavesiyle harmanlanarak salatamız hazırlanır. 

Afiyet Olsun. 



13 Ağustos 2016 Cumartesi

Baklava Yufkasından Gözleme


Hafta sonu kahvaltıları için doyurucu, lezzetli ve en önemlisi de pratik lezzetleri çok seviyorum. Malum tatil günleri gezme demek o nedenle fazla uğraşmadan güzel bir kahvaltı yapıp sokağa atmak istiyor insan kendini :) Ama kuru kuruya zeytin peynir de olmaz yanında lezzetli bişeyler lazım. İşte böyle düşünceler içindeyken uydurdum bu gözlemeyi :)
Buzdolabında paketin içinde birkaç hazır baklava yufkası vardı. Acaba gözleme yapsam nasıl olur dedim. Yaptım oldu :))

Baklava yufkası normal yufka gibi büyük olmadığından minik minik gözlemelerimiz oldu :)

Malzemeler:
  • 4 - 5 adet baklava yufkası
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 adet yumurta
  • Sıvıyağ (pişirmek için)
Yapılışı: 

Süt, yumurta, sıvıyağ çırpılarak sos elde edilir. Baklava yufkasınn bir tanesi tezgaha serilerek üzerine fırça yardımıyla sostan sürülür sonra her kat arasına yine sostan sürmek kaydıyla gözleme gibi katlanır. Sos bitene kadar bütün yufkalara tek tek aynı işlem uygulanır ve teflon tavada arasıra sıvıyağ sürerek önlü arkalı pişirilir. 

Bu gözlemeyi isterseniz peynirli, patatesli... vb içli de yapabilirsiniz ben en çok sadesini sevdiğim için sade yaptım. 

Kahvaltıda yiycekseniz çay vazgeçilmez olur ya da öyle arada yiycekseniz yanına bir de soğuk ayran yapın afiyetle yiyin :)) 






27 Temmuz 2016 Çarşamba

Üzüm Kompostosu


İster yaz olsun ister kış meyvelerle yapılan şerbetler, komposto ve hoşafları çok severiz. Özellikle makarna ve bulgur pilavının yanında bayılırım. Başka kültürlerde de bu lezzetler varmı bilmiyorum ama bana hep Anadolumu hatırlatır. Kanaati, bereketi simgeler. 

Kışın genelde kuru meyvelerle hoşaf yapsamda yazın tazecik üzümleri görünce misket gibi ne tatlı komposto olur bunlardan dedim ve yaptım.

Malzemeler:
  • 1 çorba kasesi dolusu üzüm taneleri
  • 1 çay fincanı şeker
  • 2 lt kadar su
  • 1 çorba kaşığı bal
  • 1 adet çubuk tarçın
Yapılışı:

Üzümler sap ve çöplerinden ayıklayıp yıkanır.

Diğer tarafta bir tencereye 2 lt ye yakın su, 1 çay fincanı şeker ve çubuk tarçın ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Şerbetimiz kaynayınca üzümler eklenerek yumuşayana dek pişirilir. 

Daha sonra ocaktan alınarak tadına bakılır ve bir çorba kaşığı bal ilave edilerek karıştırılır ve soğumaya bırakılır. 

Ben genelde şerbet ve kompostolara bir kaşık bal ilave ediyorum. Böyle aroması daha hoş oluyor hem de sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Size de tavsiye ederim. 
Afiyet Olsun.



12 Temmuz 2016 Salı

Bamya Yemeği


Evlenene kadar yemediğim tüm Bamya yemeklerine yanıyorum :)) "Ben onu sevmem" diye nasıl da geri çevirmişim... için gidiyor... şimdi her gün olsa yerim :)
 Ben bamyayı tavuklu ya da sade etsiz olarak çok severim. Bol domatesli ve ekşili olacak, eşim için de acısı ve sarımsağını biraz fazla ilave ederim o da öyle sever.
Bakalım nasıl yapmışım.

Malzemeler:
  • Yarım kg Bamya 
  • 1 adet kurusoğan 
  • 5-6 diş sarımsak 
  • 2 adet iri domates 
  • 1tatlı kaşığı salça
  • Bir çay kaşığı limon tuzu
  • 1 limon suyu
  • Zeytinyağı 
  • Tuz 
Yapılışı: 

İlk olarak bamyaların baş kısmı honi şeklinde kesilerek ayıklanır ve bekletmeden yarım limon sıkılmış tuzlu suyun içine bırakılarak salyalanması önlenir. 

Ardından kuru soğan yemeklik doğranarak zeytinyağında sararana kadar sotelenir, sonra bir tatlı kaşığı salça ilave edilirek kavrulur ardından kabuğu soyulup küp küp doğranmış domates ve ince kıyılmış sarımsak eklenerek 5 dak. kadar pişirilir en son limonlu sudan çıkarılan Bamya fazla hırpalanmadan bir su yıkanarak domateslerin üzerine aktarılır, bir çay kaşığı limon tuzu, yarım limon suyu ve yeteri kadar tuz ilavesiyle domateslerin suyu çekilene kadar ara sıra hafif karıştırılarak pişirilir. Domatesler suyunu çekince yemeğimizin kıvamını verecek kadar sıcak su eklenerek bamyalar yumuşayana kadar pişirilir.

Yemeğimizi ocaktan aldıktan sonra en az bir saat kadar dinlendirirsek daha lezzetli olur. Tercihen bulgur pilavı ve cacık eşliğinde çok güzel olur :)

Afiyetle...





Domatesli Semizotu Salatası


Geçtiğimiz günlerde kısa bir memleket ziyareti yaptık. Eşimin memleketine, köyüne gittik. Kısa da olsa nasıl iyi geldiğini anlatamam, sabah koyun, keçi sesleriyle tertemiz bir havada harika bir güne uyanmak, kümesden yeni alınmış yumurta, bahçeden toplanmış tazecik domates, salatalık ve yeşilliklerle birlikte yengemin kendi yaptığı tazecik peynir, tereyağ ve reçellerden oluşan bir kahvaltıyla başlangıç... gün içerisinde yaptığımız bağ bahçe turları... eşimin kuzularla haşır neşir oluşu ve akşamında bahçede mangal ve çay keyfimiz ile tadına doyamadığımız bir kaç gün geçirip ilk fırsatta tekrar gitmek üzere ayrıldık.
Tabii gelirken eli boş dönmedim :) Bağda bahçede ne varsa toplayıp getirdim :) Meyvelerin dönemi geçmişti maalesef bize kalmamıştı ama miss gibi tazecik marullar, kıvırcıklar, yeşillikler ve semiz otu beni bekliyordu, bolbol topladım getirdim. 
Tabii tazecik semizotlarini da bulmuşken enn sevdiğim domatesli salatasını yaptım. Bu arada yoğurtlusuna da bayılırım ama ilk olarak bol narekşili domateslisini yaptım.


Malzemeler:
  • Bir büyük kase semizotu
  • 2 adet sert domates
  • 6 - 7 dal taze soğan
  • Bir tutam maydanoz 
  • Yarım limon suyu 
  • 3 çorba kaşığı nar ekşisi 
  • Zeytinyağlı
  • Tuz
Yapılışı:

Semizotu bol suda yıkanıp ayıklandıktan sonra iyice süzdürülerek iri iri doğranır. Küçük dilimlenmiş domates, kıyılmış yeşillikler, limon suyu, nar ekşisi, zeytinyağlı ve tuz ilavesiyle harmanlanarak salatamız hazırlanır.

Ben bu salatayı genelde öğle yemeği olarak tercih ederim, çoğu zaman ayran ve kepek bisküvi eşliğinde ama bu kez görümcemin sacda yaptığı nefis katmer ve köyden getirdiğimiz yoğurttan yaptığım ayran eşliğinde yedim harikaydı. 


17 Nisan 2016 Pazar

Tahinli Kurabiye


Blogumu ilk açtığım zamanlardı... O zamanlar bir yandan bildiğim bütün tarifleri biran önce paylaşarak blogumu her gün güncellemeyle çalışıyorum bir yandan da yeni neler öğrenebilirim diye sürekli internette tarif arayıp deniyordum :)) 
İşte o günlerde bir Tahinli Kurabiye furyası vardı ben de internetten öğrenmiş sık sık yapıyordum. Zamanla hamur işleriyle arama mesafe koymaya çalışınca unutur oldum. Geçtiğimiz günlerde bir misafirimiz gelecekti baktım evde de kavonoz dibinde kalmış tahin var değerlendiriyim dedim ve tekrar yaptım. 
Kesinlikle mükemmel bir lezzet misafire yaptım ama biz yedik :))) Hatta duramadım iki gün sonra tekrar yaptım o tepsiyi de bitirdik. 
Yani anlıycanız yedikce yediren, ağızda dağılan kıyır kıyır bir lezzet. 

Malzemeler:
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı tahin
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 pkt kabartma tozu
  • 1 pkt vanilya
  • 3 - 4 su bardağı un
  • Fındık (İsteğe bağlı)
Yapılışı: 

Sıvıyağ ( ben zeytinyağ kullanıyorum), tahin ve pudra şekeri iyice karıştırılır. Ardından yavaş yavaş un ve beraberinde vanilya ve kabartma tozu ilave edilerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edilir. Unun cinsine göre 3- 4 bardak civarında un alıyor. Hamur 5 - 6 dak. yoğrulup ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir. İsterseniz üzerlerine birer tane fındık yatırabilirsiniz. Yoksa şart değil. 

Önceden ısıtılmış 180 der. fırında kurabiyeler çatlayana kadar pişirilir. Kurabiyelerimiz kesinlikle beyaz kalacak ve derin çatlaklar oluşunca hemen fırından çıkarılacsk tepside kendi sıcaklığıyla dinlendirilecek. Fırında uzun süre kalırsa kurur ve sert olur. 

Kurabiyemiz dinlenirken yanına güzel bir çay demleyin:)

Afiyet Olsun.




16 Nisan 2016 Cumartesi

Nişan, Düğün, Çeyiz, Evlilik Hazırlıkları


Geçtiğimiz günlerde nişanlı olduğunu bildiğim, tanıdık bir genç kızcağıza rastladım. Oradan buradan konuşurken asker olan nişanlısının düğün masraflarını kolay ödemek için doğuya tayin istiyeceğinden, doğuda görevli olursa maaşının biraz daha fazla olacağından bahsetti. Çok samimi olmadığımız için öğüt vermeye cesaret edemedim ama şakaya getirip
--"Amam ha, çocuğu çok borca sokma yazık" diyebildim. 

Hali hazırda, ekonomik olarak orta ya da ortanın altında bir gelirle idare eden bir ailenin kızı olan gelin hanım
--" Ben bilmem vallaha, o zaman evlenecem diye kalkışmıyacaktı" diye bir cevap verince oldukça şaşırdım. Evet şaşırdım ama belli etmemeye dikkat ederek "
--"canım o zaman ömür boyu eşya borcu ödersiniz " dedim. gülümsemeye çalışarak. Sonra gelin hanım
--"bir kere evleniyoruz, herşeyin en iyisini istiyorum, gerçi nişanlım 'tayin olacaz, eşya ordan oraya taşınacak en iyisine gerek yok, iyisi olsun yeter' diyo ama ben yine de içime sinsin istiyorum, sonuçta bir defa evleniyoruz , her zaman eşya almıyoruz" dedi.

Baktım halden anlayacak birşey değil hiç üstelemedim. İcimden üzüldüm, "yazık" dedim. "Yazık... bu da onlardan... bu da mutluluğu son model eşyada, çul da çaputta arayanlardan.. bu da yangından mal kaçırmanın hesabında olanlardan...  bu da şimdi ne aldırırsam kârdır yanılgısına düşenlerden... bu da akrabaya, eşe-dosta nispet yapmaya çalışanlardan... bu da evliliği eşya alıp, gelinlik giymekten ibaret sananlardan... bu da....

Gözümün önünden sülalece çeyiz alışverişine çıkıp çılgınca alışveriş yapan soyucular... Eşya tamamlanmadı diye çocuklarını iki sene nişanlı tutan sözde ana babalar... Filancadan benim kızımın/oğlumun neyi eksik herşey tam olmalı diye borç batağına giren akılsızlar... Nişanın, düğünün ennn görkemlisini mutluluğun anahtarı olarak düşünen zavallılar... Düğün gibi nişan, kına gecesi tertip edip fuzuli para harcamayı adet sayan görgüsüzler... Bir de bütün bunlara rağmen evliliğini sürdürmeyen doyumsuzlar... vs geldi geçti.

Aklıma kendi evlendiğim zaman geldi, ailemin tek çocugu olmama ve bazı akrabaların "olurmu öyle şey..." diye aklımı kurcalamaya çalışmalarına rağmen ve eşimin de ailemin de durumu uygunken düğün istemeyip nikahı yeterli gördüğüm, eşyada olsun, gelinlik vb. düğün ihtiyaçlarında olsun en makulünü tercih ettiğim, nikah hediyeliklerinin bile hazırlarını pahalı bulup "ben kendim yapıcam" diye  nişanlıma kumaş,  kurdale ve lavanta aldırarak dörtte biri fiyatına lavanta keseleri diktiğim..... ve daha birçok şey gözümün önünden geçti. Bütün bunların sonunda kârlı çıkanın kendim olduğum, tek kuruş borcumuz olmadan evlenip üzerine de hatırı sayılır bir miktar paramızın kaldığı... bir bir gözümün önünden gecti.... Ve kendinle birkez daha gurur duydum.

O kızcağız ve onun gibi birçok gelin adaylarına bir kez daha üzüldüm, acıdım. Yazık... 

Ve aklıma Hz .Fatıma geldi... Peygamber Efendimizin gonca gülünün çeyizi geldi... Hz. Ali Efendimiz geldi.... bir kez daha üzüldüm. 




11 Şubat 2016 Perşembe

Pekmezli Kabak Tatlısı


Çocukluğumun kışlarında dedem ya da amcam büyükçe bir kabak alır, babannemler onu soyar, dilimler koca bir tencerede şekerleyip tatlı yaparlardı, ailece zevkle yerdik. :)
Olayın tatlı kısmı bir yana aslına bakarsanız ben çekirdekleriyle ilgilenirdim :) Babannem o çekirdekleri yıkar kurutur, sobanın üzerinde kavururdu. İşte o görüntü çok hoşuma giderdi :) Yedigimizi yer yemediğimizi kendi diktiği bez torbalara çıkılar :)) başka bir gün hiç de ummadığımız bir zamanda , ağzımız boş durmasın... hele şundan bir iki atıştıralım" diye getirirdi :))))
Eski zaman kadını işte herşeyi değerlendirirdi rahmetli... :)

Görümcemin memleketten bizim için getirdiği büyükçe kabağı görünce bütün bu anılarım gözümün önünden geçti. İlk fırsatta kabak tatlısı yapmak istedim. 
Birkaç gün sonra annemler, amcamları yemeğe davet edince kabağın bir kısmını onlara verdim, geri kalanın bir kısmını kendimize Pekmezli Kabak Tatlısı yaptım. Daha da bitmedi, bereketli çıktı mübarek. 

Ben tatlılara pekmez ilave etmeyi seviyorum, bunu da öyle yaptım. Yalnız elimdeki kabağın ve tatlı yaptığım kısmının kaç kilo olduğunu bilmediğimden ölçü veremiycem :(

Malzemeler:
  • Bir büyük kabağın iki boğumu (dilimi)
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 4 çorba kaşığı pekmez
  • Bir iki parça çubuk tarçın
  • Kıyılmış ceviz içi (üzerine)
Yapılışı:

Kabaklarım çekirdek kısmını çıkarıp temizledikten sonra kabuklarını derince, hiç yeşili kalmayacak şekilde soydum ve çok iri olmayacak şekilde dilimleyip yıkayarak derin bir tencereye dizdim. Üzerine 3 su bardağı toz şekeri serperek 4 çorba kaşığı pekmezi ilave ettim, bir iki parça koku ve lezzet bırakması için çubuk tarçın ekledim ve bir kenarda kapalı olarak 3 - 4 saat bekleterek sulanmasını sağladım. ( Bir gece de bekletilebilir) Ardından ocağa alarak önce orta ateşte, kaynamaya başladıktan sonra da kısık ateşte kabaklar iyice yumuşayıp şerbeti kıvamlanana kadar pişirdim. Soğuyana kadar pişirdiğim tencerede bakleterek şerbetini iyice çekmesini bekledim, soğuduktan sonra servis tabağına alarak üzerine ceviz içi serperek ikram ettim, isterseniz servis yaparken üzerine tahin de gezdirebilirdiniz, biz bir kısmını da öyle yedik:) 

Tabii kabağın çekirdeklerini de atmadım :)) Yıkayıp kurulayıp, soba bulamasam da teflon tavada kavurarak yedik. :)) Az babannesinin kılıklı değilim haa... dimi ;) 

Afiyet Olsun. 



7 Şubat 2016 Pazar

Bayat Ekmek Köftesi



İsrafa karşı olduğumdan daha önce bahsetmiştim. Zira bu benim yaşam tarzım, ilk gençlik yıllarımdan beri israf etmemeyi, tutumlu olmayı kendime huy edindim. Bu yetiştirilme tarzımdan ileri gelse de ben bilinçli olarak ve özellikle bu huyumun üzerine giderek bu konuda hep daha fazla neler yapabilirimi düşündüm ve galiba en çok sevdiğiniz huyunuz nedir diye sorsalar tutumlu olmak derim, babama göre benimkisi cimrilik olsa da... :)))) 

İşte bayat ekmekle yaptığım bazı tarifler de bu şekilde ortaya çıktı. Gerçi çok fazla tarif üretemiyorum çünkü biz yiyebileceğimiz kadar ekmek alıp onu da son dilimine kadar tüketenlerdeniz. Yani gereğinden fazla ekmek alıp, bir kenarda bayatladıktan sonra bunları ne yapsam diye düşünecek kadar bayat ekmeğim olmuyor, az çok çıkanı da bir kenarda kurutup, rondodan çekerek dondurucuda biriktiriyorum. Bu köftenin bayat ekmekleri de uzunca bir süre bekledikten sonra birikti. 

Genelde köfte yapımında katkı malzemesi olarak kullandığım bayat ekmeği bu kez köftenin ana maddesi olarak kıymanın yerine kullandım. İnternette gördüğüm bu tarif oldukça aklıma yatmıştı ve ben de denemek için ekmek biriktirdim. :)) 

Ben bu köfteyi çok sevdim yumuşak bir lezzet tabii baharatlar köftemizin tadını vermekte büyük rol oynuyor.

Şunu da belirtmek isterim, tabii ki ve Şükürler olsun ki kıyma alabilecek durumdayız ancak bu tarif tamamen israfı önlemek adına bir alternatif sunabilmek amacıyla ve tabii ki et fiyatlarının çok arttığı bu günlerde kıyma alamayan bir çok insan var belki onlara da bir fikir olabilir diye paylaşmak istedim.  

Nasıl mı yaptım ???

Malzemeler:

  • 2 su bardağı kadar ekmek içi ( rondodan çekilmş )
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı pul biber
  • 1'er çay kaşığı kimyon, kekik, toz kırmızı biber, tuz
  • 1 adet yumurta ( fotoğrafta yok ama ekledim )
  • Bir tutam maydanoz



Yapılışı:

Rondodan geçirilmiş bayat ekmek, rendelenmiş kuru soğan ve sarımsak, 1 adet yumurta, kıyılmış maydanoz, tuz ve diğer baharatlar iyice harmanlanarak yoğurulur. Elde edilen köfte harcından iri ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak istenilen köfte şekli verilir ve normal köfte kızartır gibi teflon tavada az sıvıyağ ilave edilerek önlü arkalı kızartılır. 

Bu köftemizi yoğurduktan sonra fazla bekletmemek gerekiyor, aksi taktirde ekmek çok yumuşuyor ve hoş olmuyor. Yoğurur yoğurmaz şekillendirip kızartırsanız lezzetli bir köfte oluyor. 

Yeşillik ya da salata ve ayran eşliğinde nefis bir öğün elde edebilirsiniz. 

Afiyet Olsun.




20 Ocak 2016 Çarşamba

Kınalı Çay


İnstagram, Facebook, Twitter derken Blogumu epeydir ihmal ettim :( farkındayım.  Telefondan resim çekip anında paylaşım yapabileceğimiz sosyal medya unsurları blogumla aramı açtı :(

Oysa blogum benim paylaşım alanında ilk göz ağrım, ilk heyecanımdı. İlk açtığımda nasıl da bir heyecanla yemeklerimi yapıp kötü bir telefonla resimleyip burada paylaşmak için sabırsızlanıyordum :))

Bugün, buradan, daha sık paylaşımlar yapma isteğimle çocukluğundan kalma güzel bir anımı sizlerle paylaşmak istedim.

Bir de şunu eklemek istiyorum. Evet burası bir yemek bloğu ama bazen sizlerle yemek dışında paylaşmak istediğim anı, hatıra, yaşanmışlıklar içeren paylaşımlar da yapmak istiyorum.

Mesela KINALI ÇAY da bunlardan biri...

Rahmetli dedemden daha önce ki bir yazımda bahsetmiştim. Misafiri çok sevdiğinden de... Tek çocuk olduğundan da... İşte bu sebeple dedem çocukları da bir ayrı severdi. Çocukları eğlendirmek için onlara vakit ayırırdı, biz torunlarına da ayrı bir sevgi beslerdi, hep etrafında olalım, yiyelim, içelim, gülelim isterdi. 

Biz küçükken kahvaltıda olsun, gün içinde içtiğimiz çaylarda olsun. "Dur bak ben sana ne yapacam... dur hele bak şimdi " der. :)) Çay bardağının yarısına kadar sıcak  suyu doldurur, bir kaşık şeker ilave edip karıştırır sonra bir eline çay kaşığını tutar diğer elinde de çayın demini şekerli suyun üzerine yavaş yavaş dökerek bize KINALI ÇAY yapardı. Bir yandan da gözü bizde hayretle bakışımızı izler, keyiflenir. "Yaaaa.... bak işte... ne şimdi bu biliyon mu sen? Kınalı çay bu, kınalı çay" derdi. :)) Gerçekten de çayın altının başka, üstünün başka olduğunu,  alttaki şekerli suya çayın karışmadığını görmek çocuk aklıyla bizde büyük bir şaşkınlık, sevinç, mutluluk yaşatırdı. :)  Üstteki kırmızı demi ellerimize yaktığımız kınayla özdeşleştirir ayrı bir haz alırdık. İşin garibi dedem bunu her gün yapsa da biz her seferinde yeni görüyormuş gibi aynı sevinç ve heyecanı yaşardık. :))

Bugün çocukluğumdan kalma bu hatıram gözlerimin önünden geçti, kalktım kendime bir "kınalı çay" yaptım, inanın aynı sevinci yaşadım :) sizlerle de paylaşıyım istedim. Bir de çocukken ne de küçük şeylerle mutlu olduğumuzu, bir çayın bile bizi mutlu edebildiğini... oysa günümüzde elimizde onca nimet varken bunun şükründe olmayışımızı farkettim :( 

Hepimizin güzel anılar yaşamamız ve yaşatmamız ve herşeyden önemlisi küçük şeylerle mutlu olmayı bilmemiz, kısacası mutluluğu uzaklarda aramayıp, elimizdekilerin farkında olmamız ve bunları şükür sebeplerimiz olduğunu bilmemiz dileğiyle selam ve sevgiler...



8 Eylül 2015 Salı

Beyaz Kiraz Reçeli



 Geçtiğimiz günlerde annemler Konya Ereğli'ye teyzemleri ziyarete gittiler. Eniştemin memleketi olan Ereğli beyaz kirazları ile meşhur, önceki senelerde de Ereğli'de oldukları müddetçe teyzem her sene Beyaz Kiraz reçeli yapar ve bizi de unutmazdı, bu sene de öyle oldu, bizim Beyaz Kiraz reçellerimiz ve beraberinde Vişne ve Ahududu reçelleri ile birlikte teyzemin ellerinden hazırlanıp kavonozlanmıştı :)

Bütün reçelleri sevsem de beyaz kiraz ayrı bir sevimli gelir bana, minik mink üzümü andıran sapsarı tanecikleri yemek çok sevkli :)
 

Tabiiii adetim olduğu üzere fotoğrafladım ve teyzemi arayarak sizler için tarifini aldım.:)) Aslına bakarsanız teyzem '' çok basit normal reçel yapar gibi yaptım'' dedi :))) Nasıl yani biraz açıkla diyince de ''ölçüsü yok şekerle meyveyi kaynatıyosun'' dedi :))) yani reçel yapmak onun için o kadar sıradan ve kolay ki tarif etmekte zorlandı :) Neyse ben didikliye didikliye öğrendim :)) 

Teyzem çok yaptığı için gr, kilo ölçüsü vermedi ama göz kararı ölçüsünü aldım.

Nasıl mı Yapmış?

Malzemeler: 
  • 1 ölçü beyaz kiraz ( 1kg, 2kg, 3 kg. her ne ise )
  • 1 ölçü toz şeker ( kaç kg kiraz ise o kadar toz şeker )
  • 4- 5 damla limon suyu
Yapılışı:

Kirazlar çöplerinden ayıklandıktan sonra yıkanarak süzülür ve çekirdekleri tığ yada çöp şiş yardımıyla çıkarılarak derin bir tencereye alınır. Üzerine kirazımız ölçüsünde toz şeker serpilerek tencere hafif sallanarak karışması sağlanır. Sonra bir kenarda en az 3- 4 saat ya da akşamdan sabaha kadar bekletilerek kirazların sulanması sağlanır. 

Süre sonunda tenceremiz ocağa alınarak kaynayana kadar yüksek ateşte kaynamaya başladıktan sonra kısık ateşte orta koyulukta şerbet kıvamını alıncaya dek kaynatılır. İstediğimiz kıvamı alınca 3 - 4 damla limon suyu ilave edilerek hafif karıştırılarak ocaktan alınır. Ardından yayvan bir kaba alınarak ( derin bir tepsi gibi ) üzerine temiz beyaz bir tülbent örtülerek çok güneş alan bir yere konulup 2- 3 gün bekletilerek güneşle kıvam alması ağır ağır olgunlaşıp lezzetlenmesi sağlanır.

Sofraya konmaya hazır bir kıvam alınca temiz kavonozlara paylaştırılarak, kapakları sıkıca kapatılarak serin bir yerde saklanabilir. 

Eşim reçeli tereyağ ile yemeye bayılır ben ise kaymakla çok severim :) Ayrıca pişiyle de tartışmasız nefis oluyor :)) Kısaca kahvaltı sofralarımızı rengarenk katkısız, doğal ev yapımı reçellerle bereketlendirmek çok hoş bir duygu.
 
 Teyzem diğer vişne ve ahududu reçelini de aynı usulde yapmış hepsi de nefisti, Ellerine sağlık :)





29 Ağustos 2015 Cumartesi

Antep Usulü Zeytinyağlı Kara Kabak Dolması


Geçtiğimiz günlerde annemler kısa bir memleket ziyeretine gideceklerdi ki ben de adetim olduğu üzere onlar yolculuğa çıkmadan önce son akşam yemeğimizi beraber yemek üzere ufak çaplı bir sofra hazırladım.
Mevsim yaz olunca ben dolmalı sofraları pek bir severim, daha öncesinden de Antep usulü doldurup annemlere götürdüğüm dolmalarım tam not alıpda annem '' baban dolmalarını pek bir beğendi, tam usulünce Antepliler gibi salçalı, acılıca ne güzel yapmış'' diyince memnuniyetle bi havalara girdim :)))) hadi yine ondan yapıyım dedim :))

Markette özellikle yaz gelse de şu sevimli kabaklardan çıksa diye beklediğim Kara Kabakları (Girit Kabağı da deniyor) görünce hemen özenle aynı boy olanları seçtim :)

Babam menü uyumuna pek bir dikkat eder ( yemek seçer demiyorum... sadece sırf pirinçle ya da sırf bulgurla ya da sadece etle donatılmış sofraları sevmez. Bir tane pirinçli varsa diğeri mutlaka bulgurlu olmalı ya da tam tersi... ) Ben de menüyü ona göre şekillendirmek istedim. Ana yemeğimin Sac Kavurma olmasına karar verince , dolmamda zeytinyağlı ve pirinçli olacağından pilav olarak bulgur pilavını tercih ettim. Tabiii çoban salata ve ayranla tamamlanınca tam bizim damak tadımıza uygun bir Anadolu sofrası hazırlamış oldum :)

Antep usulü dolmaların özelliği salçalı ve acılı olmasıdır, ister zeytinyağlı ister etli olsun bu kural şaşmaz :)))  Salça ve acı mutlaka olacak...Bir de kuru reyhan sanıyorum işin püf noktalarından biri , bu kez ben de kendimden bir yorum kattım ve taze soğan ilave ettim, Dolmayı yerken damağımda bıraktığı nefiss tadı alınca bundan sonra bütün dolmalarımda mutlaka taze soğan da kullanmaya karar verdim :) 

Bakalım ben nasıl yapmışım. 

Malzemeler:
  • 20 adet Kara Kabak
  • 1,5 su bardağı pirinç 
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1'er çorba kaşığı pul biber, kekik, kuru nane
  • 1'er tatlı kaşığı tuz ve kuru reyhan
  • Bir tutam maydanoz 
  • 4 - 5 dal taze soğan ( özellikle tavsiye ederim )
  • 1 çay kaşığı toz şeker 
  • Zeytinyağ 
Yapılışı:

İlk olarak Kara Kabakları alaca soyup, içlerini çay kaşığı yardımıyla çıkararak dolmalık olacak şekilde hazırlıyoruz.

Daha sonra kuru soğanı minik yemeklik doğrayarak bir çay bardağı kadar zeytinyağda kavuruyoruz hafif pembeleşmeye başlayınca domates ve biber salçalarını ilave ederek bir iki dakika çeviriyoruz. Ardından yıkayıp süzdüğümüz pirinçleri ilave ederek karıştırıp bir çay bardağ kadar su ve tuz ilavesiyle ocağı kısıp kapağını kapatarark suyunu çekene kadar demlenmesini sağlıyoruz. Suyunu çekince ocaktan alarak baharatlarımızı, minik doğradığımız maydanoz ve taze soğanları ileve ederek karıştırıyoruz. Bu esnada yağını da kontrol ediyoruz. zira zeytinyağsı yerinde olan dolmalar daha lezzetli olur :)

Sonra minik kara kabaklarımızın içini hazırladığımız iç ile üzerinde biraz boşluk bırakarak doldurup üzerlerine domatesin kabuklu kısmı ile kapak yaparak tenceremize diziyoruz. Üzerine porselen bir tabak çevirerek dolmaların yarısına gelecek kadar sıcak su ilavesiyle kısık ateşte tenceremizin kapağı kapalı olarak pişmeye bırakıyoruz. 
Kabaklarımız ve pirinçlerimiz yumuşayınca dolmalarımız hazır demektir. Yanında güzel bir cacık ya da çoban salata ile nefis bir öğün olacaktır. 

Afiyetle...

 
 



7 Ağustos 2015 Cuma

Yumurtalı Zahter Salatası


Zahter Gaziantep, Hatay civarlarında bol bol yetiştirilip tüketilen bir bitki, aroma olarak kekiğe benzese de kekik diyemeyiz, belki bir çeşit dağ kekiği olabilir ama tazesi ayrı kurusu ayrı güzel.

Evlendiğim sene eşimin memleketine gittiğimizde eltim bahçeden elinde bir tutam otla gelmişti de , 'sana getirdim , kokla' diye uzatmıştı o anda koksuna bayılmıştım tam ağzıma bir yaprak atacaktım ki  'yemeee, sade kokla yenmez ooo' demişti :(  'Biberlerin arasında kendiliğinden bitiyo, yabani ot bu toplayıp ineklere veriyorum' demişti :))) 

Sonraki senelerde annem aynı otan pazardan almış , 'Hataylı bir kadın getirmiş, millet kapışıyo, salatası yapılıyomuş' deyince bir deneyelim dedik ve o günden beri zahter salatasını hiçbir şeye değişmem yeter ki zahter buluyum Malatya'dayken manavlara gelirdi, çok da ucuzdu ama ne yazık ki Ankara'da sadece yazın onda da birkaç tutam ancak bulabiliyorum :(

Bu arada evleneli kaç sene oldu hala eltimin ineklere veriyoruz yeme diyip de bana yedirmediği zahterlere yanarım :)))

Biz zahter salatasına her öğün hatta öğün arası yani ne zaman bulursak o zaman yiyebiliriz ama evde varsa kahvaltıya mutlaka yaparım, üzerine de haşlanmış yumurta dilimlerim, hele bir de yanaında köy yufkamız varsa o yoksa bazlama da olabilir :)) değmeyin bizim keyfimize :) eşimle adeta kapışırız ama son lokmaya geldimi ikimizde birbirimize kıyamayıp 'hadi bunu da sen ye'... 'yok sen ye'... 'yok yok sen ye'... diye diye ikramda bulunuruz en son zahterler bana, tabağı sıyırması eşime kalacak şekilde anlaşırız :)))

Malzemeler:
  • Bir bağ zahter
  • 4 - 5 dal taze soğan
  • 1 çorba kaşığı nar ekşisi
  • Bir çimdik tuz,
  • 1'er çay kaşığı isot ve pul biber
  • Zeytinyağ
  • 2 adet haşlanmış yumurta
 Yapılışı:

Saplarından ayıklayıp yıkadığımız zahterler iri iri kıyılır, İnce kıyılmış taze soğan, nar ekşisi, sızma zeytinyağ, isot, pul biber ve bir çimdik tuz ilavesiyle karıştırılarak servis tabağına alınır, üzerine haşladığımız yumurta dilimlenerek dizilir.
  
gördüğümüz gibi salatamız  hazırlamak çok basit , yani tarifini vermeme bile gerek yok ama bilmeyenler olabilir, bu nefis lezzetten kimse mahrum kalmasın diye paylaşmak istedim.





3 Ağustos 2015 Pazartesi

Fırında Çömlek Yoğurdu Mayalama


Yenilen pehlivan güreşe doymazmış derler ya benimki de o hesap :)))
15 yaşımdan beri yoğurt mayalama konusunda verdiğim mücadeleyi bir ben bilirim bir de Allah :)))

İlk tarifimi bu konuda üstad rahmetli babannemden almıştım, '' guzum süde küccük parmağını batıracan parmağın yanmıycak, ılık olacak, sonra bi gaşşık yoğurdu az bi südünen karıştır  onu süde çal, üzerini kalın büyük bi sofra beziyne küccük battaniyeyle  ne sar sıcak bi kenara goy'' demişti :)))) dediği gibi  de yapmıştım...ilk deneme başarısız dedim moralimi bozmadım....:(  ama telef olan süte içim yanmadı da değildi hani :))) Rahmetli babanneme anlatınca ' guzum soğuk çalmışın, ıcık daha sıcak olsun'' demişti. Eeee ıcık sıcak yaptım o zaman da süt kesildi :( :))) 

Canım annem herseferinde ''olsun, bidahakine yaparsın'' diyodu :)))

Bu arada bu konu kafamı acayip kurcalıyordu... bu kadar basit birşeyi ben niye yapamıyorum diye :( arada birkaç gizli mayalamalarım da olmadı değil, hem telef olan sütü attığımı kimse görmesin diye hem de başarısızlığıma kimseleri şahit etmemek adına :))))
Yılmadım...her gördüğüm marifetli hanıma sordum, hepsinin tarifi babanneminkiye aynıydı...
Evlendim kayınvalideme , eltime, görümceme ... sordum onlarında tarif aynıydı... yaaa şu ''parmağı sokucan yakmıycak ılık olacak '' da neyin nesiydi bir türlü çözemedim :(

Bayaa bir ara vermiştim bu işe taa ki Tülin Hanımın sarıp sarmalamadan, fırında yoğurt mayalama tarifine kadar... meğer benim yoğurtlar sarılmak istemiyormuş, sıkılıyormuş, sorun ordaymış anladım :)))

Nasıl mı yaptım ?

1, 5kg sütü ( BİM lerde satılan paketli sütlerden kullandım ) çelik tencere ile ocağa aldım, kaynamaya başladıktan sonra 5 dak. daha kaynatıp ocaktan aldım. Bir kenarda soğumaya bıraktım.

Bu arada can alıcı noktaya gelmişti :))) Süte parmağımı batırdım, yakıyordu, olmaz dedim biraz daha bekledim, az sonra bir daha batırdım hafif yaktı tamam dedim şimdi ben bunu çömleğe aktarırken istediğim sıcaklığa ulaşır dedim. Sütü çömleğe boşalttım. Parmağımla tekrar baktım evet bu olmalıydı yakmayacak kadar sıcak ama sıcağa yakın ılık olacaktı :)) 

Bu aşamada evdeki yoğurttan tepeleme 1 tatlı kaşığı alıp mayalayacağım sütten azıcık ekleyerek incelttim ve çömlekteki sütümün üzerine ilave ederek bir iki kez karıştırıp, doğruca fırına koydum ( fırnı hiçbir şekilde çalıştırmıyoruz, önceden ısıtmıyoruz ) kapağını kapattım, yaklaşık 4 - 5 saat sonra yoğurdum mayalanmıştı hem de kalıp gibi :))

Sonra üzerine bir tabak kapatarak buzdolabına aldım, bir sürede orada bekleyince tadına doyum olmayacak bir yoğurt elde ettim.

Eşim de ben de bayıldık aldık çömleği önümüze kaşık kaşık yedik , bir oturuşta bitti... olsun yine yaparım :))

Şeytanın bacağını kırdım bir kere...

Ohhh artık rahat bir uyku uyuyabilirim, artık ben de yoğurt mayalayabilen bir ev hanımı olarak kariyerimin basamaklarına bir yenisini daha eklemiş bulunuyorum :))))


2 Ağustos 2015 Pazar

Sac Kavurma



Anadolumuzun ne güzel yemekleri var, tüm aileyi, eşi dostu etrafında toplayan, bereketine bereket, muhabbetlere muhabbet katan. 

Sac Kavurmayı küçüklüğümden beri çok severim.
Hatırlıyorum da babam ben küçükken Ankara'nın meşhur sobacılar çarşısında özel bir sac yaptırmıştı altına da özel ayağından almıştık ne zaman hatırlı bir misafirimiz gelecek olsa hemen takımları dolaptan çıkarır, sac kavurmamızı yapar, masanın ortasına özel ısıtıcılı altlığını koyar, misafir gelince büyük bir gururla ortaya getirirdik :))) Cosurdayan yemeğin sıcak sıcak ortaya gelmesiyle misafirlerimizin yüzünde oluşan ifade sonrasında da ekmeklerini bandıkça aldıkları lezzetten duydukları memnuniyet bizi ziyadesiyle mutlu etmeye yeterdi. :)))
Benim de çeyizimin ilk parçalarındandır sac, markette kenarı kulplu minik teflon sacı görünce, maharetli nişanlı kız edasıyla, '' ben bunla kocacığıma sac kavurmalar yaparım '' diyerek almıştım bir tane :)))))) ilk evlendiğim sene de babam milli yemeğimizden usulünce yapmamı istemiş olacak ki bir tane de bana yaptırmış sobacılar çarşısında gerçek sacdan olanından :))

Ekmek bandıran bu lezzeti hepinize tavsiye ederim.

 

Malzemeler::
  • Yarım kg dana eti ( kuzu da olur )
  • 100 gr kuyruk yağ ( olursa şahane olur )
  • 2 adet domates
  • 7 -8 adet sivri bier
  • 3 - 4 diş sarımsak
  • Sıvıyağ
Yapılışı:

Ben dana eti kullandığım için ön hazırlık olarak küçük kuşbaşı doğradığım etleri sıvıyağdan bir iki kez çevirdikten sonra bir çay bardağı su ilavesiyle düdüklü tencerede yarım saat kadar pişirdim. Ancak siz kuzu eti kullanacaksanız ön pişirmeye gerek yok. 

Ardından sacı kızdırdım ve minik doğradığım kuyruk yağını, biraz da sıvıyağ ekleyerek kızarana kadar kavurdum, kızarınca ön pişirmesini yaptığım etleri ilave ederek karıştırdım ve küp küp doğradığım sivri biberleri ilave ederek kızarana kadar pişirdim. Kızarınca incecik kıydığım sarımsakları ve kabuklarını soyup küp küp domatesleri etlerin etrafına gelecek şekilde ilave ettim ve üzerine bir kapak kapatarak domatesler suyunu salıp hafif çekinceye kadar kısık ateşte pişirdim.

Yemeğin görselliği açısından domatesleri ilave edince karıştırmadım, zaten sacın yapısı itibariyle ortası çukur olduğu için domatesin suyu ortada toplandı ve etlere şahane bir lezzet kattı :) yanında bol yeşillik, olmazsa olmaz bulgur pilavımız ve ayran eşliğinde ikram ettim. 

Hepinize bereketli sofralar dileim.. afiyetle.